n+1 = Kesintisiz Kolaylık

Merhaba,

Başarılı bir yılı ardımızda bırakıp yeni bir yıla başladık. Hepimiz için, sektörümüz için, ülkemiz için ve insanlık için hayırlı bir yıl olmasını diliyoruz. Zamana, mekana ve yaşamlara katkılar sağlamak, iyileştirmek, kolaylaştırmak için hepimizin şansları ve olanakları var. Önemli olan bunların farkına varmak ve “doğrular”ı yapabilmektir. Bunun için, hemen hemen aynı amaca hizmet eden, aynı hedefe ulaşmak için gayret gösterenlerin benzer iki duası geliyor aklıma. Bu duaların ilkini çoğumuz “İlk Şövalye” filminden anımsarız. Tarihte ilk yuvarlak masa toplantısı yapmakla ünlenen Kral Arthur, aynanın karşısına geçer ve şu duayı eder: “Tanrım, bana doğruyu bulmak için akıl; seçmek için irade ve sürdürmek için güç ver“. Kral Arthur’un bu duasını düşünürken Netdirekt’in misyon ifadesini anımsıyorum. Ne diyoruz biz ? “Biz Netdirekt olarak, tüm internet servislerinde müşterilerimize kesintisiz kolaylık sağlarız”. Çok iyi, çok güzel. Son günlerimize bakıp bu iddialı varlık nedenimizin göstergesi ifademiz için “Akıl, İrade ve Güç” üçlüsünde neler yaptık, neler yaşadık ? sorularına gerçekçi yanıtlar bulmaya çalıştım. İki yıl önce (2013) güzel bir Mayıs gününde İzmir’de bir bilişim toplantısı (simpozyum) düzenlenmişti: “Teknoloji Zirvesi”. Toplantının bir bölümü panellere ayrılmıştı. Panellerden birinin adı “Fark Yaratan Şirketler“di. Panele davet edilen altı seçkin şirketten biri de Netdirekt idi. Şirketimizi, kurucu ortağımız ve Pazarlama-Satış Bölüm Müdürümüz Kerem Copcu temsil etmişti. Kerem bey aynı zamanda panelin değerlendirmesini de yapan konuşmacısı idi. Kerem Beyin sözlerini video kaydımda bir kez daha dinledim ve özetle aşağıdaki ifadeleri gördüm: “…Biz Netdirekt olarak büyüyüp gelişiyoruz ve bu bize uykusuz gecelere mal oluyor. Uykusuz gecelerde hep kendimizi sorguluyoruz: Biz neyi iyi yaptık ? Neyi yaparken zorlandık ? Aynı şeyleri şimdi yapacak olsaydık neleri farklı yapardık ? Bu sorularla bilgimizi, becerimizi ve asıl önemlisi tutkumuzu sorgulayıp sürekli gelişme eylemlerimizi canlı tutuyoruz… Bu sorulara dürüst yanıtlar ararken pusulamıza bakıyoruz. Neredeyiz ve nereye gidiyoruz ? diye sorgulamamızı derinleştiriyoruz. Rotamızı, yönümüzü sürekli kontrol ediyoruz.  Ayak izlerimize bakıyoruz. Neler yapıyoruz ve nasıl yapıyoruz ? diye eylemlerimizden, deneyimlerimizden ustalıklarımızı geliştiriyoruz. Asıl önemlisi saatimize bakıyoruz. Ne kadar hızlıyız ? diye hızımızı sorgulayıp teknoloji ve bilişim otoyolunda hızımızı sürekli artırmaya çalışıyoruz…Tüm bunlardan sonra bir kez daha anlıyoruz ki; hiç bir emek boşa gitmiyor ve emeksiz yemek olmuyor…” Bu söylediklerimizin son iki yıldaki yansımalarına baktığımda, “Kesintisiz Kolaylık” için yapı, sistem ve insan üçlüsünde her zaman “n+1” formülüne sadık kaldığımızı görmekten gurur duyuyorum. Her zaman gerekenden bir fazlasını hazır tutmaya özen gösteriyoruz. Kimi zaman beklenti dışı gelişen olgularda anlık sıkıntılar yaşasak da sorun yaşamadan “n+1” gerekliliğini sürekli devrede tutuyoruz. Bunun bedeli var. Bedel ödemeye hazır olursanız, istekli olursanız ve bedel ödeme yetkinliğine sahip olursanız “uykusuz geceler”in sonucunda aydınlık günler yaşıyorsunuz; yaşıyoruz. Şükrediyoruz ve büyüme, gelişme, değişme ve dönüşme yolculuğumuzu sürdürüyoruz. İki yıl önce hızlanan ustalık yolculuğumuzun yansımalarını hem iç ilişkilerimizde (performans) ve hem de yeni projelerle dışa açılımlarımızda (Bergama dağlarından Işıkkent’e uzanan NETRES Projesi) görmekten ayrıca mutlu oluyoruz; göğsümüz kabarıyor. “Bizden Biri” çerçevesinde bir örnek vermek istiyorum (mgm’in izniyle):


Birimiz hepimiz için; hepimiz birimiz için” > “All in One” > Yok aslında birbirimizden farkımız.

Bu günlere nasıl geldiğimize bakmalı; “Ustalık Yolculuğumuz“un köşe taşlarında (corner stone) nefeslenerek “Başarının Hazzı (Smell Of Success / SOS)” nı içselleştirmeli…Binlerce şükür. Daha ne ister insan !

Yazımın girişinde sözünü ettiğim ikinci dua da Kral Arthur’un sözlerine benzer ve biraz daha bireysel ve daha çok da yönetim becerileriyle ilişkili. Buna ait sinyalleri, kimi kanıtları 2014 yılında yine İzmir’de düzenlenen “Hosting Festivali“ndeki konuşmalarda görüyorum. Bu duamızda, bu duamızla, “Allah’ım bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti, değiştiremeyeceği şeyleri kabullenme sabrı ve ikisi arasındaki farkı anlayacak bilgelik ihsan et diyoruz. “Cesaret, Sabır ve Bilgelik” ! Çok anlamlı üçlü. Yeter ki iste, gönülden iste, inanarak iste, isteğin için öğrenme yolculuğunu sürekli kıl. Bir gün mutlaka kavuşursun. Bedeli var. Bedel ödemeye hazır mısınız ? Her şey senin ellerinde ! Geçtiğimiz Kasım ayında İzmir’e yakın, çok güzel bir otelde (Özdere) otuz kişilik bir grupla (ABG), üç günlük “Yönetim Becerilerini Geliştirme Öğrenme Yolculuğu“na çıktık (ben ve UN önderliğinde). Yolculuğa başlarken iki ana mesajım vardı. Bunlar, 1.Sadece ölçülebilen değerler gelişir. Ölçemezseniz yönetemezsiniz.>>Ölçün ve değerlendirin. 2.Yaralayan şeyler öğreticidir (quae nocent docent). >> Acı yoksa kazanç da yok ! Emeksiz yemek olmaz. Her ikisi de bizi “n+1” formülüne götürüyor. Her zaman gerekenden bir fazlasını yapabilmek, verebilmek, sahip olabilmek, bedelini ödeyebilmek gerek… Bu formüle baktığımda yine bir başka filmden bir mesaj anımsıyorum. “Upclose and Personal (Çok Yakın ve Çok Özel; Michelle Pfeiffer ve Robert Redford; 1996) isimli filmde şöyle bir söz geçer “Yaşadığınız her gün hak ettiğinizin bir fazlasıdır”. Anlamı, anın, bugünün, şimdinin önemini bil ve buna göre davran. Özellikle bizim sektörümüzde (bilişim) iki ana kavram bu inançla sürekli olarak beni bağlıyor, zorluyor, uyanık tutuyor. Bunlar; “Upgrade” ve “Update“. İşte bu ikili beni “Kesintisiz Kolaylık” için; doğruyu bulup, seçmek ve sürdürmek için; neleri değiştirebileceğim ve değiştiremiyeceğimin ayırdına varabilmem için; ölçmek ve ölçülebilmek için; bedel ve sonuçların sıkı bağındaki dengeleri sağlayabilmek için gerekli olan gelişme ve güncellemeyi “bugün, şimdi” yapmaya hazır olmaya zorluyor. Bu da “Kesintisiz Kolaylık” için ödediğimiz bedeli “n+1” ile formüle ediyor. Umarım Selçuk bey önümüzdeki aylarda (Şubat/Mart) Hosting Festivali-2015 in ilk ayağını Antalya’da gerçekleştirir. Umarım biz de Netdirekt olarak katılma olanağını buluruz. Ve umarım ben de çağrılı bir bildiri ile “Başarı Formülüm“ü sektörümüzün seçkin temsilcileriyle paylaşma şansını yakalarım. Yazımı yine İlk Şövalye filminden bir mesajla tamamlamak istiyorum. O filmde çok sevdiğim bir sahne vardır. Şövalyeler büyük, yuvarlak, taş masanın üzerine kılıçlarını bırakırken bir yazı dikkati çeker. Yazı aynen şöyledir: We serve each other, we become free. Anlamı, “Biz, birbirimize hizmet ederek özgür kalırız“. Günümüzün yıkıcı, yakıcı rekabet koşullarında bu sözün güncel yorumu bence “Ayakta kalmak, hayatta kalmak adına rekabet ederken, oyunu kurallarına göre oynarken, oyuna özgün katkılarımızla, kendi kulvarımızı yaratarak, imovatörleşerek (taklide değer katarak) ortaklaşa rekabetle birlikte büyüyüp gelişiriz; sektörel olarak değişip dönüşürüz“. Yeni yılın, 2015 yılının hepimiz için, sektörümüz için, ülkemiz için ve tüm insanlık için hayırlı olması dileklerimi yinelerken öğrenme ve ustalık yolculuklarınızın hep aydınlık yollarda, sağlık ve esenlik içinde geçmesini diliyorum.

Doç.Dr.Mustafa Copcu

Danışman (Öykücü; www.copcu.com)

mustafa@copcu.com

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *


Fırsat ve gelişmelerden haberdar olun

E-Posta listemize abone olun ve e-posta kutunuza kampanyalarımızı ve güncel haberleri alın.

Kayıt olduğunuz için teşekkür ederiz

Bir hata oluştu