“İş ve İlişki Odaklılık”

Slide1 Slide2

Merhaba,

Kesintisiz Kolaylık” kavramıyla başladığım yazılarımda bir çerçeveye sadık kalmaya çalışıyorum. “Kesintisiz Kolaylık” için kurumların 3 temel taşı olan “Yapı, Sistem ve İnsan” üçlüsüne özel anlamlar yükleyerek güncel mesajlar vermeye gayret ediyorum. “Kesintisiz Kolaylık” için çalışan ve müşterinin iletişim biçimlerini yansıtan söz ve eylemlerinde “Görsel, İşitsel ve Kinestetik” tarzlarının hangisinin baskın olduğuna göre “Sonuç ve Süreç” in önemli olduğuna değiniyorum. Tüm bunları yaparken kurumların “beceri” düzeyini yansıtan “sistem” temel taşında “Disiplin ve Kurallara” çift taraflı uyumlar için katkıda bulunma çabası içinde oluyorum. Bugün yöneticilerin liderlik ve rehberliklerinde kişiye göre “İş(görev) Odaklı” ve “İlişki Odaklı” yaklaşımlarına değinmek istiyorum.

Yazımın konu başlığı olan “İş ve İlişki” konusu iç içe geçmiş ve çoğu zaman farklı etkileri göz ardı edilmiştir. Öğrenme ve ustalık yolculuklarımı şekillendiren anılarımdan geri dönüşlerle global ve yerel örneklere değineceğim.

Bugün Çimentaş’ın Türkiye Direktörü olan sayın Taner Aykaç’la beraberliğim on dokuz yıl önce bu mevsimde iş odaklılıktan ilişki odağına fokuslandı. O anda bunun ayırdında değildim. Üç evrim aşamasından esinlenip adına CINOS dediğim İsviçre şirketindeki teknik ve akademik görevlerime bir de orta düzey yöneticilik eklenmişti. Bu durumda işe, göreve, sonuçlara verdiğim önemin daha fazlasını ilişkilere vereceğimi henüz tam anlamış değildim. Taner bey bana ödünç bir kitap verdi. Kısa sürede okumamı istedi. Kitabın dili, konusunda arayış içinde olan lider-yönetici konumundakilere, rehberlik edecek temel kavramlar doluydu. Kitabın adı: “Mükemmeli Arayış” dı. O kitapta kurumu oluşturan yapı, sitem ve insan ağlarının iç ve dış dinamiklerle etkileşimlerinde “Karanlığın Güçleri” ve “Aydınlığın Güçleri” ayrımları yapılıyordu. Bu ayrımı yazarlar, aynı zamanda “Sert kavramlar” ve “Yumuşak Kavramlar” isimleriyle McKinsey’in “Yedili Çerçeve“sine oturtuyordu.

Kitabın öyküsünü internette inceledim. Otuz altı yıl önce (1977), ben Araştırma Enstitüsünde henüz doktoramı tamamlamamışken ABD’de San Francisco’da McKinsey’in bölge direktörü üst yönetime iki proje sunar. Projelerden biri “İş Stratejisi” diğeri ise “Çalışan ve Ekip”le ilgilidir. Şirketin New York’taki merkezin üst yöneticileri “İş Strateji”  projesine sahiplenirler ve en üst düzeyde destek verirler. Diğer proje ise San Francisco’daki iki danışmanın kucağında kalır. Proje pek fazla desteklenmez. Bütçesi zayıftır. Danışmanlar önce en yüksek performans gösteren kendi çalışanlarıyla görüşür ve daha sonra tüm dünyayı dolaşıp en başarılı şirketleri incelerler. Bu görüşmeler iki yıl sürer. Danışmanların aklında bir teori oluşur. Heyecanlanırlar. İkinci yılda şirketin Münih’teki ofisinde Siemens’ın yetkililerine iki günde 700 den fazla slaytla tutkulu bir sunum yaparlar. Bu toplantıdaki sözcükleri kendilerinden önce ABD’e ulaşır. Hemen PepsiCo’dan bir teklif alırlar. Onlar McKinsey’de kalıp “Mükemmeli Arayış (In Search of Excellence)” isimli kitaplarını yazıp iş dünyasının en önemli doktrinine imza atarlar. Bu yazarlar Tom Peters ve Robert H.Waterman‘dır.

Bu kitabı neden bu kadar önem veriyorum ?

Bay Peters öncelikle şirketlerin o güne kadar başarı için öngördükleri  “Taylorism’le başla, Druckerism’den bir kat ekle ve biraz da McNamaraism’den de bir doz kat” yönetim biçimine bir baş kaldırış olmuştur. Tom bey kitabında sekiz ana başlık altında öğrenme yolculukları önerir. Kitap için sözün özü; “Başarı için üç şeye dikkat edin: Çalışan, Müşteri ve Eylemler“. Bu yaklaşımla Bay Peters, “fasulye sayıcıların zorbalığı” dediği sadece sonuçlara, rakamlara bakarak yöneten finans odaklı yöneticilerin tarzlarına karşı çıkmaktadır. O zaman için bu iddialı yaklaşım bir iş stratejisi evriminden çok bir devrim olmuştur. Ki o günlerde iş dünyasının gündeminde ne “CRM (Müşteri İlişkileri Yönetimi)” ne de “Mor İnek (Seth Godin)” ya da Türkiye’ye yansıyan boyutuyla “Mor İneğin Akıllısı (rahmetli Prof.Dr.Arman Kırım)” henüz yoktur. Ama var olan bir şeyle on altı yılım geçmişti. Bu eski zorba yönetimin, başarının bütçeyi gerçekleştirmek olduğunu düşünen “sert kavramlı” yönetim temsilcisi bir genel müdürle 0n altı yıl çalışmıştım. Amerikan aile yapısında gelişen, İstanbul efendisi ve yaşam kültürü, İsviçre’nin saat dakikliğindeki “sistem“inde kariyerini geliştiren gerçek bir “fasulye sayıcısı” olan bu genel müdürden sonra bana yukarıdaki kitabı ödünç veren arkadaş yönetici ile beraber olmak işimi kolaylaştırmıştı. Bugün düşünüyorum da her ikisi de benim için gerçek birer şanstı. Her ikisine de minnettar olmam gerektiğini biliyorum ve şükrediyorum.

Biz bugün “Netdirekt olarak tüm internet servislerinde müşterilerimize kesintisiz kolaylık sağlarız” söz verişimize erişirken çok şükür ki geçen dört yıl içinde bunların hiçbirini yaşamadık; yaşatmadık. Bu esas olarak kurucu ortaklarımızın, bölüm müdürlerimizin, direktörlerimizin ve müdürlerimizin iş yapış biçimlerinde ilişki boyutu, görev boyutundan daha önemli, daha etkili olmuştur. Bu da Netdirekt içinde “Huzur, Motivasyon ve Güven” üçlüsünün “Disiplin” e zarar vermeden sürekli olarak canlı kalmasını sağlamıştır.

Netdirekt’in DOD2 evresine (bu kavramı daha sonra açıklayacağım) baktığımda “İş ve İlişki” dengesi açısından neler dikkatimi çekiyor ?

Netdirekt beraberliğimde, eşgüdüm gayretlerimde hiç bilmediğim yep yeni bir sektörün içindeyim. Yaşım yetmişe doğru giderken bir yandan anı yaşamak (carpe diem) adına yavaş olmak istiyorum; diğer yandan da dinamiklerini öğrenmeye çalıştığım sektörün hızına uyabilmek için de çabuk hareket etmem gerektiğini görüyorum. Orta yolu bulmaya çalışıyorum. Bunu adı da “optimize etmek” olsa gerektir. Her neyse ?

Son iki yılda Netdirekt çalışanlarının “iş ve ilişki” adına ne tür sektörel etkinliklere katıldığına ve neler edindiklerine baktım. Geçen yıl Frankfurt’taki global; bu yıl İstanbul’daki yerel sektör etkinliğine katılan kurucu ortaklarımız, İş Geliştirme ve Pazarlama Bölüm Müdürlerimiz Y.Semih Alev ve Kerem Copcu’ nun kişisel ve kurumsal etkileşimlerden çok mutlu olduklarını gördüm. Bu mutluluğun izlerini yeni web sayfamızdaki ifadelerde, sunulan ürün ve hizmetlerde, güçlendirilen bulutta görüyorum. Gerek veri merkezindeki yeni yatırımlarda, gerek müşteri portföyündeki yeni iş ortaklarının beklentilerinde ve gerekse bu hafta İzmir’e gelecek olan İstanbul Grubu rakip ve iş dostlarıyla güçlenen bağlarda hem iş hem de ilişki boyutunda gelişmeler olduğunu anladım. Sevindim. İnşallah sağlığım elverir de bu yeni dostlarla Netdirekt çatısı altında tanışma, buluşma ve görüşme olanağım olur ve onlara da “Kesintisiz Kolaylık” yolunda hangi temel taşlarının hepimiz için ortak önemde olduğunu anlatabilirim. Nasip meselesi !

Asıl önemlisi; geçen hafta (05.12.2013) Haliç Kongre Merkezi’nde  gerçekleştirilen “Datacenter Dynamics Converged 2013 İstanbul Konferansı” isimli etkinliğe katılan Teknik Müdürümüz Burak Yaltı ile Teknik Destek Uzmanımız Semih Kırgel‘in sözleri bu yazımın başlığı olan “İş ve İlişki Odaklılık” yaklaşımımı zenginleştirdi. Paylaşımları için kendilerine teşekkür ediyorum.

Burak bey heyecanla, gözlerinin içi parlayarak diyor ki

“Katıldığımız etkinlikte, bir veri merkezinin enerji altyapısından iklimlendirmesine, kabinet yerleşiminden kablolama tekniklerine, fiberoptik teknolojisindeki yeniliklere kadar birçok güncel bilgiyi takip etme şansımız oldu. Her ne kadar sürekli olarak yenilikleri internet ortamında araştırıp, güncel kalmaya çalışsak da, tek bir çatı altında “tüm altyapı sunan” firmaların bilgilerimizi pekiştirmesi oldukça faydalı oldu. Sektörün neresinde olduğumuzu, neleri doğru yaptığımızı, neleri daha iyi yapmamız gerektiğini anlamış olduk…Yine de kendime sorduğum zaman “%95 birçok şeyi iyi ve doğru yaptığımızı” gördüm. Zaten farkı yaratmak için bize o %5 lik kısım gerekiyor. Sizin adına DOD2 dediğiniz bu aşamanın eylem planının,  NOV13MOTES  görüşmelerimizin ışığında bütçelerimizin hazır olduğunu bilmekle birlikte şimdi daha da önemli olduğunu anlıyorum…Bunun dışında ilk girdiğimiz sunumda, “sektörün istatistiklerini” görme şansımız oldu. Buradan çıkardığımız mesaj şu oldu, 2014 yılında sektör %30 büyüyecek. Enerji kullanımı, sunucu ihtiyacı, personel ihtiyacı herşey %30 artacak. Bizim de planlamamızı buna göre yapmamız faydalı olacaktır… Yönetimin bu konuya yaklaşımının olumlu olması için desteğinizi bekliyorum…Bunun dışında konferansa katılan, bizim de ürün aldığımız E….p  firmasının Türkiye satış müdürü ile tanışma fırsatımız oldu. Kısa süre içerisinde almayı planladığımız ….yeni kabinet için daha güzel bir fiyat alma sözü aldık…”

Tekrar teşekkürler Burak bey. Görüyorum ki internet ortamında iş odaklı yaklaşımlar yeterince etkili olurken ilişki odaklı, güven veren, güveni pekiştiren bütünleyici etkiler daha çok “F2F/Yüz yüze” görüşmelerde, diğer bir deyişle “İlişki Odaklı Yaklaşım” boyutunda olmaktadır. Bizim Netdirekt olarak müşterilerimize vermeyi taahhüt ettiğimiz “Kesintisiz Kolaylık” için her iki odakta etkili olduğumuzu görüyor ve seviniyorum.

Daha ne ister insan. Binlerce şükür. Böylece “Biz düşüncesiyle yüksek performanslı Netdirekt ekipleri olarak, tüm internet servislerinde müşterilerimize Kesintisiz Kolaylık sağlayan” çalışanlarımızın 2014 yılında daha fazla, daha tutkulu performans göstereceklerine inanıyoruz. Allah tüm kurumlara böyle çalışanlar ve kendilerini iş ve ilişki geliştirme konusunda öğrenmeye, ustalaşmaya adayan çalışanlar nasip etsin ki işte o zaman “Kesintisiz Kolaylık” herkesin harcı olsun.

Doç.Dr.Mustafa Copcu

Koordinatör

Leave a Reply