Genç Umutlar

Merhaba Yıl sonuna yaklaşırken hem Netdirekt’te hem de ülkemde birden trafik, med-cezirvari şekilde hızlandı. Netdirekt’te önce iki grup halinde genç meslektaşlarımızın ziyaretleri iki haftamıza renk kattı. Ben kendi adıma, karşımda ışık saçan, pırıl pırıl parlayan, ter temiz gözlere ve yüzlere baktıkça elli yıl öncesindeki üniversite yıllarımın heyecanlarını yaşadım. Ekip olarak bu kez çok iyi organize olduk ve geçen yıla oranla genç meslektaşlarımızla beraberliğimizi daha verimli, daha etkili kılmaya çalıştık. Emeklerimiz boşa gitmedi. Öğretirken biz de yeniden öğrendik. Bildiklerimizi pekiştirdik. Adım adım geliştik. Bu konuda görev alan ekibimizin en genç elemanı Sercan’ın video kameranın monitorundan oluşumlara odaklanırken çok şeyler kazandığına eminim. Bildiklerini her seferinde yeni bir çerçeveye oturtarak sunan Kırgel’in sunum becerilerini geliştirdiğine eminim. Karşılama ve ikramların eksiksiz yerine getirilmesine nezaret eden, dört toplantı boyunca birlikte olmaya özen gösteren Eda’nın elindeki cep telefonundan sıyrılabildiği sürece kimi becerilerini geliştirme fırsatlarını daha iyi görebildiğine eminim. Bu konuda ikinci yılını tamamlayan Netdirekt’in genç meslektaşlarımızın geleceğe olan umutlarını güçlendirmelerine katkı sağladığına eminim. Ziyaretlerden sonra ekibimize ve okul yönetimine yazdığım iletide; “Merhaba, C.B.Ü.Kırkağaç MYO öğrencilerinden seçilmiş iki grubu 13.12.2013 ve 20.12.2013 tarihlerinde Netdirekt’te ağırladık. Netdirekt’i anlatıp gösterdik. Öngördüğümüz programı eksiksiz uyguladık. Katkılarınızla iyi bir organizasyon gerçekleştirdik. Bunu da bir “sosyal sorumluluk” etkinliği olarak düşünürsek genç meslektaşlarımızda önemli ve olumlu izlenimler bıraktığımıza, geleceğe umutla bakmalarına katkı sağladığımıza eminim. Ben konuyu Netdirekt blogunda dile getireceğim. Ayrıca sosyal medyada duyurulmasında fayda umuyorsanız Eda hanım gereğini yapacaktır. Teşekkürlerimle esenlikler ve sağlıklar diliyorum…”  ve yönetimin anında gelen yanıtında; Merhaba, Netdirekt’e sizleri ziyarete gelen öğrencilerimize göstermiş olduğunuz ilgi, yakınlık, misafirperverlik ve samimiyetten dolayı çok teşekkür ederiz. Tüm öğrencilerimiz yapmış oldukları ziyaretten son derece memnun olduklarını, çok verimli geçtiğini ifade etmektedirler. Öğrencilerimizin çoğunun belki de bir daha göremeyecekleri bir kurumun kapılarını açtığınız, böyle çok önemli bir deneyimi onlara yaşattığınız için bölümüm ve kurumum adına bu organizasyonda emeği geçen herkese ayrı ayrı tekrar çok teşekkür ederim. Umarım sizler de bu ziyaretten memnun kalmışsınızdır. Kolay gelsin, iyi çalışmalar. Öğr. Grv. Murat ALBAYRAK / Müdür Yardımcısı / Bilgisayar Teknolojileri Bölüm Başkanı /Celal Bayar Üniversitesi Kırkağaç MYO…” Daha ne ister insan ! Bilginin de zekatı vardır. İnanıyorum ki bu küçük adımlar birer kelebek etkisi ile hepimizin yarınlarına olumlu katkılar yapmıştır.

İki grubun arasında yer alan bir başka aktivite de “Netdirekt-Ebilsad” beraberliğine atılan ilk adımdır. Mükemmel bir toplantı yaşanmıştır. Her iki taraf için de gerçek anlamda “kazan-kazan” durumu yaratmanın somut örnekleri ortaya çıkmıştır. Bunu da bir başka yazı konusu yapacağım. Ülkemde eğrilerle doğruların birbirine karıştığı bir kaos ortamı yaşanmaktadır. Çıkarlar büyüdükçe su yüzüne çıkan, etik olmayan paylaşımların kavgası büyümektedir. Gruplar çeteleşerek, yasaları ve ahlakı hiçe sayarak gözümüze baka baka yalan ve dolanlarını sürdürmektedirler. Biz tüm bunları Allah’a havale ederek, aklımızı ve enerjimizi yitirmeden işimizi yapmayı sürdürüyoruz. Belki böylesi kavgalar bir gün gerçekten düze çıkmamızı sağlayacaktır. Aydınlık yollardaki emeklerle, hiç bir zaman boşa gitmediğine inandığımız uykusuz gecelerdeki çalışmalarla, umutlarımızı koruyarak yeni yıla girmenin son hazırlıklarını şevkle sürdürüyoruz. Genç meslektaşlarıma toplantılarımda birkaç soru soruyorum. Bunlardan kimileri şöyle; * Okul size ne öğretti; ne öğretiyor ? Beklediğim yanıt da şu: “Okul bize öğrenmeyi öğretiyor“. Bir diğeri de; * Bizim dönemimize göre bugün sizin işiniz hem çok kolay, hem de çok zor. Neden ? Beklediğim yanıt ya da vermek istediğim mesaj şu: İşiniz kolay; çünkü bilgiye erişmeniz çok kolay. Bizim zamanımızda bilgi ya çekmecelerde gizliydi; ya akıllarda saklıydı ya da kitaplarda, uzağımızda idi. “Bilgi güçtür” denir ve birileri diğerlerine hükmederdi. Bilgiye kolay erişmeniz  nedeniyle işiniz kolay. Ancak herkesin kolaylıkla eriştiği ham bilginin bugün pek fazla değeri yok. Önemli olan bilgiyi işleme becerisi; bilgiye değer katabilme hüneri ki bu da öğrendiklerimizden, öğretilenlerden farklı yetkinlikler gerektiriyor. Bu nedenle işiniz zor. Şimdi çok sevdiğim, “Avucunuzdaki Kelebek” seminerine eşimle birlikte katılıp çok şeyler öğrendiğim, keyif aldığım, ustalık yolculuğumda adını hep gururla söylediğim sevgili Ahmet Şerif İzgören“in “Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır” isimli kitabından gerçek bir öyküye yer vererek yazımı tamamlamak istiyorum. “… Tıp öğrencisi, Bursa’daki Bilge Kitabevi’nin raflarını karıştırırken aradığı kitabı bulduğuna sevindi. Kitabın arkasını çevirdiğinde gördüğü fiyat gülümsemesini dondurdu. Belli etmeden sayfaları hızla geçti, aradığı bölümü buldu. Kitabevinin sahiplerine gizlice baktı. İkisi dünyadan bihaber müşterilerle görüşüyorlardı. Öğretmenin ödev verdiği yeri hızla okudu, bitirince dışarı çıktı.  Ertesi gün yine geldi ve kitabın olduğu bölmeye geçti. Allahtan raflar kendisini gizliyordu, hızla sayfayı buldu ve okumaya başladı.  Öğrenci yaklaşık bir ay boyunca iki günde bir kitabevine gidip dersine çalıştı, iş yerinin iki sahibi hiç farkına varmadılar. Bitirme sınavına bir hafta kala kitapçıya yine hayalet gibi sessizce süzüldü. Kitabın olduğu rafa geldiğinde kitabı bulamadı. Alt rafa, üst rafa baktı, bulamadı. Genç öğrencinin rengi attı. Belli etmeden tüm rafları inceledi. Kitap satılmıştı. Buz gibi bir renkle orayı terk ederken bir aydır ilk defa kitapçının iki sevimli sahibiyle göz göze geldi.  “Merhaba” dediler. “Merhaba…” “Oturmaz mısınız ?” Öğrenci sessizce kendisine gösterilen tabureye oturdu. Kitapçı tezgahın altına uzandı. Genç öğrencinin korku dolu bakışları altında kitabı çıkardı. “Geçenlerde birisi geldi ve fiyatını sordu alacak gibi göründü. Ben de raftan indirdim ve senin için sakladım. Buradan alıp okuyabilirsin” dedi.  Genç öğrenci, doktor çıktıktan sonra da Vural ve Mustafa Bey’î hiç unutmadı, fakir hastalarından hiç ücret almadı…”

İşte bir yanda böylesi zekatlar; bir yanda ayakkabı kutularında Makedonya dolarları; bir yanda bilgiye erişmenin zorluğu; bir yanda bilgiye değer katan Netdirekt çalışanlarının bilgi ve becerileri… Aklımı yoran bu kaosun içinde de mutlaka bugün benim göremediğim bir sistem, bir denge vardır ki 2013 geçen yıldan iyiydi ve 2014 mutlaka daha iyi olacaktır. Umutlarım hâlâ çok yüksek. Sağlık ve esenlik dileklerimle. Doç.Dr.Mustafa Copcu

Koordinatör

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *


Fırsat ve gelişmelerden haberdar olun

E-Posta listemize abone olun ve e-posta kutunuza kampanyalarımızı ve güncel haberleri alın.

Kayıt olduğunuz için teşekkür ederiz

Bir hata oluştu