Sonuç ve Süreç

Merhaba

Yılın son ayına girdik. Bu ay, yıl başında çizilen hedefler ve ulaşılan sonuçlar pek çok açıdan ele alınıp değerlendirilecek. Başarı ya da başarısızlıklar ölçülecek. Her ay yaptığımız MOTES (Marketing Technical Sales-Operational Excellence) toplantılarının 2013 yılı için sonuncusu yapılacak. Tüm çalışanlarla bir yılın getirdiklerinin hem 2014 yılı için hem de beş yıllık hedeflerimizle 2019 yılı için umutlarımızı artıran katkıları irdelenecek. Çıta biraz daha yükselecek. Başarının sonuçlarına katlanmak biraz daha zorlaşacak. Bilgiler güncellenecek. Beceriler geliştirilecek. Netdirekt olarak elimizden düşmeyen pusulayla yönümüz, rotamız bir kez daha uzun vadeli olarak görüşülecek. Yapımız, sistemlerimiz ve İnsan Kaynaklarımız müşterilerimize, tüm internet servislerinde vaat ettiğimiz “Kesintisiz Kolaylık” için 2013 yılında yaptıklarımız ve yapmadıklarımız tartışılıp yeni kararlar alınacak. Peşinen hepimiz için hayırlı olmasını diliyorum.

Ben “Adil Süreç” kavramını çok sevdim. “Prosedür Adaleti” de denen bu kavramın Prof.C.Kim ve Prof.R.Mauborgne tarafından doksanlı yılların sonuna doğru iş dünyasına kazandırıldığını görüyorum. Seksenli yılların sonlarına doğru asansör sanayinde ortaya çıkan krize çözüm arayan Elco Firmasının yaşadığı “öğrenme yolculukları”nı “Adil Süreç (Fair Process)” in çerçevesi ile öyküleştirdiler (http://hbr.org/2003/01/fair-process-managing-in-the-knowledge-economy/ ).

Bu ikili daha sonra aynı kavramı “Mavi Okyanus Stratejisi”  isimli kitaplarının teması yaptılar ( https://www.google.com.tr/#q=Blue+Ocean+Strategy). Adına “CINOS” dediğim ve global birleşmelerle önemli dönüşümler yaşayan bir İsviçre şirketindeki 24 yıllık iş yaşamımda (1985-2009) bu kavramı çok defa uygulamaya aktarmaya çalıştım. İlk defa “SFP/Küçük Çiftçi Projeleri” nin ülkemdeki örneklerinde faydalarını gördüm (1998) . Bu kavramın bizim bireysel ve kurumsal liderlik ve koçluk modellerimizi daha etkili kıldığını anladım. Şimdi de aynı kavramı Netdirekt ve Netin‘in  hızlı gelişmesinde, kurumsallaşma adımlarında etkili kılmaya çalışıyoruz.

Bir zamanlar Harvard İş Okulu’nun kadrosunda olan bu iki hoca Harvard Business Review (HBR) Serisinin Temmuz-1997 sayısında “Adil Süreç“i ele alırken Londra’dan kısa bir öyküyle kavramı daha iyi anlaşılır kılmak istiyorlardı. O kısa öyküyü ben de yazımın mesajını pekiştirmek için burada paylaşmak istiyorum:

“… Londra’da bir polis memuru, trafik kurallarına aykırı davrandığı için bir kadına ceza keser. Kadın dönüşün yasak olduğunu gösterir bir trafik işareti olmadığını söyleyerek tepki gösterir. Polis memuru da eğilmiş ve yoldan görülmesi zor olan bir trafik işaretindeki yasak uyarısını gösterir. Sinirlenen kadın mahkemeye baş vurarak itiraz etmeye karar verir. Sonunda duruşma günü gelir ve kadın konuşma sırasının kendine gelmesini sabırsızlıkla bekler. Kendi açısından olayı anlatmaya başladığında hakim onun  konuşmasını durdurur ve hızla lehine karar verir.

Kadın kendini nasıl hissetmektedir ? Hakkı korunmuş ? Muzaffer ? Tatmin olmuş ? Hayır. Sinirli ve çok mutsuzdur. Mahkeme koridorunda tepinmektedir. “Ben adalet için geldim. Ama hakim neler olduğunu anlatmama izin vermedi” diye bağırmaktadır…”

Kadın sonuçtan memnundur. Ancak sonucu ortaya çıkaran süreci beğenmemiştir. Ekonomistler insanların sadece sonuçlarla ilgilendiğini kabul ederler. Bu varsayım daha çok işletme teorisinden ve pratiğinden gelmiştir. Ne yazık ki bugün hâlâ pek çok işletmede performans yönetiminde, teşvik sistemlerinde sonuç odaklı olarak davranan yöneticiler çalışanların neden mutlu olmadıklarını anlamakta zorluk çekiyorlar. Hiç unutmadığım bir enstantanedir. Yıllar önce bu konudaki mutsuzluğunu dile getiren bölge müdürünü azarlayan genel müdür “nankörler” demekten kendini alamamıştır; ki o yöneticinin çok gelişmiş eğitim ve öğretim yaşamında Amerika ve İsviçre ağırlıklı yıllara sahiptir. Sonuç odaklı olmak kuşkusuz önemlidir. Sonuç odaklı olmak aynı zamanda kolaydır. Süreç odaklılık zordur. Emek ister, sabır ister ve gerçekten iyi dinleme becerisi ister; görünmeyeni görmeyi gerektirir. Süreç yönetimi liderlik ve koçluğu zorunlu kılar. Süreç odaklılık sonucun sorumluluğunu birlikte paylaşmayı öngörür.

Adil Süreç”, performans açısından kritik olan tutum ve davranışları derinden etkiler. Güven yaratır ve düşüncelerin kilidini açar. “Adil Süreç” sayesinde yöneticiler çalışanların gönüllü işbirliğini sağlayarak en zahmetli ve zor hedeflere bile ulaşabilirler. “Adil Süreç“le insanlar iş hayatında uzlaşma ve fedakarlıkların gerekli olduğunu kavrayabilir ve şirketin uzun vadeli çıkarları için kişisel kısa vadeli beklentilerden gönüllü olarak ödün verebilirler.

Bugün Netdirekt ve Netin’de tüm çalışanlar (patronlar ve yöneticiler de dahil)  sonuca önem verdikleri kadar bu sonucu ortaya çıkaran sürece de önem veriyorlar ve söylediklerinin ve bakış açılarının ret edilse bile “Adil Süreç”le dikkate alındığını biliyorlar. Netdirekt’in sürdürülebilir başarısının temelinde “Adil Süreç” e verilen önem ve gösterilen özen yatmaktadır.

Müşterilerimize “Kesintisiz Kolaylık” sağlarken, sonuçların önemli olduğunu ve bu sonuçları şekillendiren sürecin daha önemli olduğunu kabul edip bu süreçleri birer “Ustalık Yolculukları” olarak görüyoruz.

Nice “Adil Süreç“lerin ortak hedeflere ulaşırken ustalıklarımızı geliştirmesi dileklerimle.

Doç.Dr.Mustafa Copcu

Koordinatör

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *


Fırsat ve gelişmelerden haberdar olun

E-Posta listemize abone olun ve e-posta kutunuza kampanyalarımızı ve güncel haberleri alın.

Kayıt olduğunuz için teşekkür ederiz

Bir hata oluştu